Skip to content

Online İlahiyat 2026 Mezuniyet Programı Üzerine | Prof. Dr. Yunus Serin

İnsan hayatı bazen yarım kalan cümleleri tamamlamak, eksik kalan halkaları birleştirmek için uzun bir yolculuğa çıkar. Kimi zaman çocukluk yıllarında kalpte yeşeren bir ideal, onlarca yıl sonra yeniden kapımızı çalar. Ben bugün burada sadece bir mezuniyet sevincini paylaşmak için değil; ilim yolculuğumun eksik kalan en önemli halkalarından birini tamamlamanın bahtiyarlığını ifade etmek için bulunuyorum. Rabbimin lütfuyla geçen uzun bir ömrün ardından, Sophia Academy’nin bu ihtiyar talebesine kazandırdıklarını sizlerle paylaşmak amacıyla bu yazıyı kaleme aldım.

Ben Yunus Serin, Niğde 1947 doğumluyum. Henüz ilkokul üçüncü sınıftayken kalbime düşen namaz aşkıyla camilerde müezzinlik yapmaya başladım. İlkokul bitince hafızlığa adım attım ancak Kur’an kursu hocamın ferasetiyle, “Senin mutlaka okuman gerekir” tavsiyesi üzerine hafızlığı bırakıp Kayseri İmam Hatip Lisesine paralı yatılı olarak kaydoldum. Ne var ki, resmi dairede şoför olan babamın geçirdiği ağır bir kaza sonucu işsiz kalması, hayatımın seyrini değiştirdi. Pansiyon taksitini ödeyemediğimiz için İmam Hatip Lisesi 4. sınıftayken kaydım silindi ve Niğde Ortaokulu son sınıfından hayata devam etmek zorunda kaldım.

Pes etmedim; 1967 yılında Niğde Lisesi’ni birincilikle bitirerek, o dönemin en yüksek puanlı okullarından Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni burslu kazandım. Üniversite kampüsünde Cuma namazı kılınmıyordu. O yıllarda yaz ve kış saati uygulaması olmadığından, derslerle namaz vakti çakışıyor, şehir merkezine de yetişemiyorduk. Kredi Yurtlar Kurumu’nda bir merdiven altını temizleyerek ilk defa Cuma namazı kıldırdım. Daha sonra bodrum katında bir mescid açtım. Orada ezan okudum; beş vakit, Cuma, teravih ve bayram namazlarını kıldırdım. Aynı yıl bir derrnek kurarak, Türkiye’de bir üniversite kampüsüne ilk defa cami yapılmasına vesile olduk.

Mezuniyetten sonra akademik hayata adım attım. 1977’de Dr., 1980’de Yrd. Doç., 1983’te Doç. ve nihayet 1989 yılında Prof. oldum. Akademik hayatımda, 1990-1991 yıllarında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nde (FAO) uzman olarak görev yaptım. 1995 yılında Azerbaycan’daki gözbebeğimiz Qafqaz Üniversitesi’ne iki yıllığına Rektör olarak atandım. 2002-2014 yılları arasında Tarım Bakanlarımıza resmen danışmanlık yaptım. Arkama dönüp baktığımda, 37’si kitap olmak üzere 384 adet yurt içi ve yurt dışı akademik yayınla mesleğime hizmet etmeye çalıştım.

Meslekî ve akademik hayatım boyunca fen ilimlerinin zirvesinde çalışma imkânı buldum; ancak insanın asıl başarısının yalnızca fen bilimleri ile değil, bu bilgilerin dini bilgilerle birleştiğinde tamamlandığını zamanla daha iyi anladım. İçimde hep yarım kalan İmam Hatip yıllarının, tamamlanamayan hafızlık günlerinin sızısı vardı. İşte Sophia Academy, benim için bu eksiklikleri gidermenin, itikadı düzgün ve bilgisi üst düzeyde olan hocalarımızdan ders alarak derinleşmenin kapısını araladı.

Kur’an’ı ve ilahiyatçı akademisyenleri doğru anlayabilmek için bu eğitimi almam gerektiğine inandım ve bu yaşımda yeniden talebe oldum.

Sophia Academy’ye 2023 yılında kaydoldum ve 2026 yılında mezun oldum. Aldığım eğitimlerle, her fen ve sosyal eğitimi almış kişilerin Sophia Academy çatısı altında ilahiyat eğitimi alması, hatta bu alanda yüksek lisans ve doktora yapması gerektiği kanaatine sahip oldum.

Kur’an’ı Kerimi okurken, Kur’an’ı kendimize hitap ediyor gibi okumamız gerekmektedir. Bu inancın bir meyvesi olarak, Sophia Academy mezuniyet tezimi, Kur’an 37 yıllık bir ziraat profesörüne ne diyor inancıyla Abese Suresini dinledim. Ziraat profesörlüğü kimliğim ile ilahiyat birikimimi harmanlayarak “Abese Suresi ile İlgili Bazı Müfessirlerin Yorumlarının Günümüz Tarımsal Uygulamaları Açısından Değerlendirilmesi” başlığı altında, 38 temel tefsiri incelediğim, 153 sayfalık kapsamlı bir bitirme tezi hazırladım.

Bu tezi hazırlarken, fen ve sosyal dallardan uzman desteği almayan birçok müfessirin bilimsel olarak ciddi yanılgılara düştüğünü, ayetlerin lafzi ve teknik ruhuna uymayan eksiklikler yaptıklarını gördüm. İncelediğim 42 ayetten 18’inde tarımsal ve ekolojik açıdan bilimsel eksik veya hatalı yorumlar belirledim. Bu çarpıcı sonuç, Üstad ve Hocaefendi’nin işaret ettiği, bugün de “Bilim ve Hikmet Enstitüsü” bünyesinde filizlenen disiplinlerarası ortak çalışma modelinin ne kadar hayati olduğunu bana bir kez daha kanıtladı.

Tezimde ilahiyat ile günümüz tarımsal verilerini birbirleriyle aydınlattığım iki ayeti, Sophia Academy’nin bana neler kazandırdığını göstermek üzere sizlerle paylaşmak isterim:

İlki, Abese Suresi 27. ayette geçen ve rızık hiyerarşisinin ilk basamağı olan فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَبًّاۙ yani “Orada taneler/tohumlar bitirdik” beyanıdır. Birçok müfessir buradaki “hab” tabirini sadece buğday ve arpa gibi tahıllarla sınırlamıştır. Halbuki Sophia Academy’de Arapça dersi hocamız Necmettin Yalçın, bize bir kelimenin başında harf-i tarif (ال) olmayışı ve sonunda tenvin bulundurması, onun nekre olduğunu gösterir. Belagât açısından burada kelimenin nekre kullanımı, sadece tahılları değil, insan ve hayvan beslenmesinde hayati öneme sahip olan; tahıllar, endüstri bitkileri, yemeklik dane baklagiller, çayır mera yem bitkileri, sebze ve meyveler dahil yeryüzündeki tüm çiçekli bitkilerin tohumlarına kadar muazzam bir çeşitliliği kapsar. Dolayısıyla bu ayetin meali, ziraat bilimi gözüyle bakıldığında “Orada bütün tohumlu bitkileri bitirdik” şeklinde verilmelidir.

İkinci olarak, surenin 31. ayetinde geçen وَفَاكِهَةً وَاَبًّاۙ yani yaygın mealiyle “Orada meyveler ve çayırlar bitirdik” ayetidir. Müfessirlerin büyük kısmı “ebb” kelimesine doğrudan “çayır” anlamı vermiştir. Oysa temel Arapça sözlüklerde bu kelime doğrudan “hayvanların yediği kaba yem” anlamına gelir. Küresel tarım verilerine (FAO) baktığımızda, dünya üzerindeki 4.8 milyar ha topraktan hayvanlara kaba yem temin eden alanların %63’ünü meralar, %7’sini ekilen yem bitkileri oluştururken, çayırların oranı sadece %6 civarındadır. Kelimenin yine nekre gelerek ifade ettiği o muazzam zenginliği, küresel yüzölçümünün sadece %6’sını kapsayan “çayır” kelimesine hapsetmek ayetin kapsama alanını daraltmaktadır. Bu sebeple ziraat ve dil bilimi senteziyle bu ayetin meali “Orada meyveler ve (hayvanlar için) çeşit çeşit otlaklar ve yemler bitirdik” şeklinde yenilenmelidir.

Bugün geriye dönüp baktığımda, Sophia Academy’den aldığım bu sertifikanın ve 180 kredilik transkriptin sadece bir mezuniyet belgesi olmadığını derinden hissediyorum. Bu süreç bana, Allah’ın kelamı olan “Kur’an-ı Kerim” ile O’nun sessiz şerhi olan “Kâinat Kitabı”nın ayrı olmadığını; vahyin nuru, aklın muhakemesi ve bilimin verileriyle birlikte okunması gerektiğini bir kez daha ilan etmiştir.

Bu vesileyle, ilerlemiş yaşıma bakmadan bizlere şefkatle kapılarını açan ve emek veren başta Dr. Osman Bodur olmak üzere bütün hocalarıma, bu akademiyi dünyanın dört bir yanında büyük fedakarlıklarla kuran ve yaşatan Bahattin Ayyıldız Hocam, Prof. Dr. Muhittin Akgül, Dr. Ahmet Özberk başta olmak üzere ilahiyatta ders veren bütün hocalarıma ve gönüllüler hareketine, ders arkadaşlarıma ve her daim arkamda duran kıymetli Eşim Lütfiye Hanıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Cenab-ı Hak’tan niyazım odur ki; burada elde ettiğimiz bilgi ve birikim zihnimizde kuru birer malumat olarak kalmasın, insanlığın dertlerine derman üreten hakiki birer hikmete dönüşsün. Rabbim Sophia Academy’yi ilimle irfanı, akılla kalbi, fenle vahyi buluşturan bereketli bir üniversite olarak kıyamete kadar daim eylesin.

İlmin yaşı yoktur. 79 yaşında mezun oldum. Sınıfımızda 18, 19 20 li yaşlarda da çok öğrencimiz vardı. Bu sebeple zaman ayırabilen herkesi online ilahiyatın bu eşsiz eğitiminden istifade etmeye davet ediyorum. Zira bu eğitim ahiretimiz adına hakikaten güzel bir kapı bizlere açıyor.

Prof. Dr. Yunus Serin
27 Haziran 2026